Kütahya'da Çini Ustası Mehmet Koçer, Çiniciliğin Mimariyle Yeniden Buluşmasını Savunuyor

Kütahya çiniciliğinin geçmişten günümüze gelişimini değerlendiren usta Mehmet Koçer, bu sanatın mimari eserlerdeki önemine dikkat çekti. Koçer, çiniciliğin yeniden canlanması için mimari uygulamalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Kütahya'da Çini Ustası Mehmet Koçer, Çiniciliğin Mimariyle Yeniden Buluşmasını Savunuyor
Kütahya çiniciliğinin geçmişten günümüze gelişimini değerlendiren usta Mehmet Koçer, bu sanatın mimari eserlerdeki önemine dikkat çekti. Koçer, çiniciliğin yeniden canlanması için mimari uygulamalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Kütahya'da çini ustalığı ile tanınan Mehmet Koçer, çiniciliğin tarihsel gelişimi üzerine önemli bilgiler paylaştı. 1800'lü yılların sonlarında, saray mücellidi Hayri Efendi'nin Kütahya'ya gelerek bir çini atölyesi kurduğunu belirten Koçer, bu süreçte genç yaşta çinicilikle tanışan Hafız Mehmet Emin Efendi'nin ustasının yanında yetiştiğini açıkladı. Koçer, Hayri Efendi'nin İstanbul'a dönmesinin ardından atölyenin yönetimini Hafız Mehmet Emin Efendi'ye devrettiğini ve genç ustanın birkaç çalışanla üretime başladığını anlattı.

Koçer, 1900'lü yılların başında Kütahya çiniciliği için önemli bir dönüm noktası olan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın etkilerini de vurguladı. "Neoklasik anlayışın etkisiyle yapılan kamu yapılarında çini kullanımı yaygınlaştı" diyen Koçer, bu dönemde çiniye olan talebin arttığını ifade etti. Hafız Mehmet Emin Efendi'nin atölyesindeki fırın sayısının birden fazla noktaya ulaştığını ve çalışan sayısının zamanla 500'e kadar çıktığını belirtti. Siparişlerin yoğunluğu nedeniyle dönemin Ermeni ve Rum ustalarına fason işler verildiğini de ekledi.

İstanbul'daki çeşitli kamu binalarında Kütahya çinilerinin kullanıldığını aktaran Koçer, bu bilgilerin araştırmacı Dr. Cahit Yılmaz'ın çalışmalarında yer aldığını dile getirdi. Çiniciliğin, mimari uygulamalar sayesinde altın çağını yaşadığını vurgulayan Koçer, mimarların çiniyi yapının kimliğini oluşturan önemli bir sanat değeri olarak değerlendirdiğini belirtti. Mimarların çininin nerede ve nasıl kullanılacağını çok iyi bildiğini ifade eden Koçer, bu bilinçli tasarımların hem sanatı geliştirdiğini hem de üreticilerin ekonomik olarak güçlenmesine katkı sağladığını söyledi.

Kent mimarisinde çini kullanımının artırılması gerektiğine dikkat çeken Koçer, kamu binalarının bu konuda örnek teşkil etmesi gerektiğini belirtti. "Şehrimize gelen insanlar çiniyi görebilmeli" diyen Koçer, kamu binaları ve sosyal alanlarda nitelikli çini uygulamalarının artması gerektiğini ifade etti. Bu tür örneklerin çoğalmasının müteahhitleri ve özel sektörü de çini kullanmaya teşvik edeceğini vurgulayarak, "O zaman gerçekten 'Çininin Başkenti Kütahya' diyebiliriz" dedi.

Çini kullanımının estetik açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan da büyük katkı sağlayacağını belirten Koçer, bu durumun çini üreticilerine, sanatçılara ve atölyelere daha fazla iş imkânı sunacağını kaydetti. Kütahya'nın çini projelerinde yeterince ilerleme kaydedememesinin üzüntü verici olduğunu ifade eden Koçer, "Çiniyi en iyi tanıması gereken şehir Kütahya olmasına rağmen mimari projelerde yeterince değerlendiremiyoruz" dedi.

Akademik çalışmaların önemine de dikkat çeken Koçer, Dumlupınar Üniversitesi tarafından kurulacak çini araştırma ve geliştirme merkezinin somut projelerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Merkezde geleneksel üretim tekniklerinin yanı sıra günümüz mimarisine uygun yeni çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Koçer, estetik açıdan çağdaş mimariye uyum sağlayacak motifler ve tasarımlar hazırlanmasının önemini vurguladı. "Çiniciliğin geleceği ancak akademik çalışmalar ve eğitimli uzmanların katkısıyla güvence altına alınabilir" dedi.

Son olarak, Kütahya'nın tarihi mirasını geleceğe taşımak için çiniciliğin sadece bir el sanatı olarak değil, kentin mimari kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin